Kolon Kanseri Yayılır Mı?

İnsanoğlu her canlı gibi doğar büyür ve ölür. Yaşam döngüsü olarak adlandırılan bu süreç bazı sorunları beraberinde getirmektedir. Bunlar arasında en büyük olanı hastalıklardır. Bu hastalıklardan bazıları hafif iken bazıları ise ciddi sonuçlar doğurmaktadır.  Hastalık insan vücudunda fiziksel veya ruhsal olarak oluşan bozukluklardır. Hastalıklar alanında uzman ciddi bilgi birikimi gerektiren kişiler tarafından tedavi edilmek zorundadır. Kanser günümüzdeki en çok insan hayatına mal olan hastalıkların başında gelir. Kanser oluştuğu doku ve organa göre isimlendirilir. Kan, kolon, karaciğer akciğer gırtlak meme kanseri gibi birçok kanser türü bulunmaktadır. Sen nerede bütün kanser türleri insan vücudunda bulunan hücrelerin kontrolsüz ve düzensiz bir şekilde bölünerek büyümesi olarak ortaya çıkar. Ortaya çıkan bu yapıya tümör denir. Tümör kendi arasında iyi huylu ve kötü huylu tümör olmak üzere ikiye ayrılır. Kolon kanseri yayılır mı diye yapılan araştırmalarda ilginç sonuçlar ortaya çıkmıştır.

image
Kolon kanseri yayılır mı?

Kolon Kanseri Nedir?

Kolon kanseri günümüzde kadın veya erkek olsun en çok yaygın olan üçüncü kanser türüdür. Halk arasında bağırsak kanseri ve kalın bağırsak kanseri olarak da bilinen bir kanser çeşididir. İnsanın sindirim sisteminin önemli bir parçası olan kalın bağırsak iki kısımdan meydana gelir. Rektum ve kolon bölümlerinden oluşur. Kanser kolon veya rektumda meydana gelebilir. Kolon kanserinin belirtileri de çeşitlilik göstermektedir. İshal ve kabızlık dışkı kıvamında değişiklik sürekli dışkılama hisse gibi belirtileri vardır. Kolon kanseri yayılır mı sorusu insanların sıkça aklına gelmektedir.

Kolon Kanseri Nedenleri Ve Tedavisi

Bazı kanserler vücudun başka yerlerinde oluşan kötü huylu kanserlerden yayılan hücrelerden dolayı oluşabilmektedir. Kolon kanserinin en yaygın nedeni poliplerde oluşan bozukluklardır. Genetik nedenler ve yaş kolon kanserinde ciddi etkendir. Kolon kanseri cerrahi yöntemler kemoterapi ya da radyoterapi yöntemleri ile tedavi edilebilmektedir. Tedavi yöntemlerinin seçimi tamamen kanserin evresine göre değişmektedir. Kolon kanseri yayılır mı insanları en çok korkutan konudur. Kolon kanseri yayılır mı diye düşünen insanların Doktorlar tarafından bilgilendirilmeleri gerekli olan bir konudur. Kötü huylu tümörler her zaman etrafındaki organlara sıçrama ihtimali bulunmaktadır. Kolon kanseri yayılır mı sorusunu soran insanlar kolunda meydana gelen kanserin genel itibarıyla iyi huylu tümörden oluştuğu ve yayılma riskinin az olduğu bilgisi verilmelidir.

kaynak: https://drmustafauygarkalayci.com/

Kolon Kanserinin En Önemli Etkenleri

İnsanlar yaşamları süresince çeşitli hastalıklara yakalanır bu hastalıkların bazıları kolayca tedavi edilebiliyor kent bazıları ise ciddi manada tedavi süreçleri gerektirir. Grip nezle soğuk algınlığı gibi hastalıklar basit tedavilerle iyileşir. Şeker hastalığı kanser kalp hastalıkları gibi hastalıklar ise ciddi ve masraflı tedavi süreçleri ile iyileşebilir. İnsan vücudu doku ve hücrelerden oluşur bu hücreler yenilenerek çoğalırlar ömrü dolan hücreler ölür. Hücrelerdeki bölme ve çıkarma işlemleri DNA kodları aracılığı ile kontrol edilir. DNA da meydana gelebilecek herhangi bir hasar da bu hücreler kontrolsüz ve dengesiz bölünüp çoğalırlar bu da vücudumuzda tümör olarak adlandırılan kitleler oluşturur. Kolon kanserinin en önemli etkenleri arasında yaş ve genetik etkenler gelir.

image
Kolon kanserinin en önemli etkileri

Kanser Tedavi Edilebilir Mi?

Günümüzde teknolojik gelişmeler tıp alanında da ciddi mesafeler kat etmiştir. Çok ileri düzey görüntüleme, tetkik ve teşhis yöntemleri tıp alanda kullanılmaya başlanmıştır. Kanser tedavisi günümüzde cerrahi operasyonu kemoterapi, radyoterapi tedavileri uygulanmaktadır. kanser tedavisinde erken teşhis yapılan durumlarda tedavi süreci daha kısa ve daha kolay olmaktadır. Kolon kanserinin en önemli etkenleri arasında bağırsak hastalıkları ve sağlıksız beslenme ve yaşama alışkanlığı geliyor.

Kolon Kanseri Nedir?

İnsanın sindirim sistemi bazı bölümlerden oluşmaktadır, mide ince bağırsak ve kalın bağırsak olmak üzere üç ana bölüme ayrılır. Kalın bağırsak sindirim sistemi içerisinde bölümde yer almaktadır. Kalın bağırsağın kendi içerisinde kolon ve rektum olarak iki bölüm olarak ayrılır. Kalın bağırsak yaklaşık olarak 2 metre uzunluğa sahiptir. Rektum kalın bağırsağın son 10 santimetrelik kısmını oluşturur geriye kalan bölüm ise kolon olarak adlandırılır. İnce bağırsaktan gelen ve sindirilmiş olan besin maddeleri kalın bağırsakta emilim geçirerek anüsten dışarı atılır. Kalın bağırsağın kolon kısmında oluşan kansere kolon kanseri denir.Kolon kanserinin en önemli etkenleri polipler denilen kalın bağırsağın iç tarafına örten tabakanın zamanla kontrolsüz bir şekilde çoğalması ile oluşabilir. Kolon kanserinin en önemli etkenleri göz önünde bulundurulduğunda beslenme alışkanlığı gözden geçirilmelidir. Elli yaş üzerindeki insanların hastalıklara karşı tarama testi yapmaları spor ve egzersizi hayatlarının bir parçası haline getirmesi kolon kanseri riskini azaltacaktır.

Kaynak: https://drmustafauygarkalayci.com/

Kolon Kanseri Tedavi Yöntemleri

Kolorektal kanser olarak bilinen kolon ve rektum kanseri genellikle bağırsakta bulunan poliplerin mutasyona uğraması sonucunda oluşur.  Ancak her polip kanser olmadığı gibi genel anlamda bir değerlendirme yapıldığında poliplerden oluşan kanser olduğu bilinmektedir.  


Kolon kanseri tedavi yöntemleri

Kolon Ve Rektum Kanserinden Korunma Yolları

Diğer kanserlerde de olduğu gibi kolon ve rektum kanserinden korunmanın yollarından en önemlisi tetkik yaptırarak kanser taraması yapılmasıdır.  Bunlardan biri gaitada gizli kan tetkiki,  bir diğeri ise kolonoskopi ve sigmoidoskopi denilen tekniklerdir.  Kolon kanseri riski taşıyan kişilerin en az 6 ayda bir kanser taraması yaptırması kanserden korunma yollarından önemli bir kısmıdır.

Kolon Kanseri Belirtileri

Kolon kanseri genellikle ya sürekli ishal halinin devam etmesi veya sık sık kabızlık sebebiyle normal dışkılayamama durumunda belirti gösterir.  Bunun dışında anüsten kan gelmesi ve büyük abdestin kanlı olması da bağırsak kanseri belirtisidir.  Bazı bağırsak tümörlerinde tümörün büyümesi ile bağırsakta tıkanma oluşur.  Bu aşırı şişlik ve ağrıya sebep olmaktadır.  Kolon kanseri belirtileri arasında bağırsakların tam boşalamama duygusu,  büyük abdesti yapmakta zorluk çekmek ve ağrılı büyük abdeste çıkmak kolon kanseri belirtileri içermektedir.

Kolon Kanseri Teşhisi Nasıl Konur?

Kolon kanseri teşhisleri arasında en önemli ve doğru teşhis konulabilen tetkik tarama programlarıdır.  Tarama yapılması hastalığı erken evresinde teşhis etmenin en doğru yoludur.  Bunun için ise en doğru tetkik kolonoskopidir.  Kolonoskopi hem bir tümörün olup olmadığının teşhis edilmesinde hem de kanser olasılığı taşıyabilecek polip teşhisini sağlamaktadır.  50 yaş ve üzerindeki kişilerin mutlaka yılda bir kez kolonoskopi yaptırarak kolon kanseri taraması yaptırmaları önerilir. Bunun dışında büyük abdestte gizli kan aranması,  bağırsak kanserinin tetkikleri arasında yer alır.  Ayrıca radyolojik tetkik denilen kontrastlı tomografi çektirmek de kolon kanserinin erken teşhis edilmesinde önemlidir.  Tam kan sayımı biyokimya laboratuvarında yapılacak tetkikler,  kanser teşhisinde son derece önemlidir.  Bir de endoskopik tetkikler vardır.  Bunlar; rektoskopi,  sigmoidoskopi ve Kolonoskopidir.  Bu tetkiklerde bağırsaklardaki poliplerden parça alınarak veya varsa bir lezyon,  lezyondan parça alınarak tetkik edilmesi kolon kanseri teşhisinde önemli rol oynamaktadır.

Kaynak: https://drmustafauygarkalayci.com

Kolon Kanseri

Kolon kanseri

Kolon kanseri, kalın bağırsaktaki tümörün büyümesiyle meydana gelen kanser çeşitlerinden bir tanesidir. Yapılan araştırmalar sonucunda günümüzde her 20 insandan 1 inde kolon kanseri teşhisi konmuştur. Kanserin başlangıcı kolonda yer alan hücreler ile başlamaktadır. Erken teşhis konulmaması halinde kanser yakındaki organlara yayılım sağlayabilmektedir. Kolon kanseri tedavisinde kişinin kurtulmasını sağlayan en önemli faktör erken teşhistir. Gelişmekte olan ülkelerde gelişmeye devam eden ülkelere nazaran 4 kat daha az görülmekte olan bir hastalıktır. Genetik faktörlerde bu kanser çeşidinde bir hayli önemlidir. Ailesinde daha önceden bu kanseri geçirmiş olan kişilerin hastalığa yakalanma riski de bir hayli fazladır. Yaş aralığı tam net bir şekilde belli olmasada genel itibariyle 50 yaş ve üzerinde daha çok görülmektedir. Yaş ilerledikçe kansere yakalanma riski de bir o kadarda artmaktadır.

Beslenme bu kanseri tetikleyen önemli sebeplerden biri olmuştur. Özellikle fast food tüketiminin yaygın olması bunun nedenlerinden bir tanesidir. Sigara ve alkol tüketimi de fast food yiyecekleri gibi hastalığı tetiklemektedir.Bunların yanında meyve , sebze ve tavuk gibi proteinli gıdalar bu riski birazda olsa azaltmaktadır. Belirtileri ishal, kabızlık, karında şişlik ve ağrılar arasında yer almaktadır. Bağırsakların yeterince boşalamaması hissi, dışkılama güçlüğü de kolon kanserinin belirtileri arasında bulunmaktadır.

Kolon kanserinin tedavisinde ise teşhis erken sürede konulduğu sürece ameliyat gerektirmemektedir. Kanserin tedavisi günümüz şartlarında mümkün olmasa da beslenmemize dikkat ederek sigara ve alkol tüketimini düşürürerek bu riski en alt seviyeye indirebiliriz. Beslenmenin yanı sıra yapılan egzersizlerinde her kanser riskini azalttığı gibi kolon kanseri riskini de azaltmaktadır. Haftada 4-5 gün doktor tavsiyesiyle yapılan egzersizler bu kanserin riskini azaltmada yardımcı olacak etmenlerden bir tanesidir. Koruyucu cerrahi müdahale ile de kanser riski yüksek olan kişilerin tedavi sürecinde görülen yöntemlerden biridir. Bu tedavi de kolon ve rektum gibi organlar alınmaktadır. Ancak bu türlü uygulama sadece kolon riski yüksek hastaların tedavisinde uygulanmaktadır.

Kaynak: https://drmustafauygarkalayci.com/

Kıl Dönmesi Nedir?

Saç ve kıl köklerinin cilt altında toplanması ile oluşan iltihaplı görüntüye pilonidal sinüs denir. Halk arasında kıl dönmesi olarak bilinir. Dökülen kıllar yapısı itibari ile cilt altında toplanır. Bazı durumlarda çıkan kıl kökleri cilt yüzeyine çıkamayabilir. Kıl üzerinde bulunan çıkıntılar cilt altına tutunmasını kolaylaştırır. Deri içerisinde tıkanıklık olan yerde enfeksiyon birikimi olur. Enfeksiyon ilerledikçe kişiyi rahatsız eder. Erkeklerde kadınlara oranla daha sık rastlanır. Kıl dönmesi 20 – 40 yaşları arasında daha çok görülür. Kronik hastalık haline gelebilir.

Kıl dönmesi

Kıl Dönmesinin Belirtileri Nelerdir?

Kıl dönmesinin belirtileri enfeksiyon oluşumundan sonra ortaya çıkar. Genel olarak belirtilere bakacak olursak;

  1. Kıl dönmesinin olduğu yerde kötü kokulu akınt oluşumu
  2. Kılın sinüs boşluğunu kapattığı yerde şiddetli ağrı
  3. Cilt dokusunda kızarma ve hassasiyet
  4. Enfeksiyona bağlı yüksek ateş
  5. Kıl dönmesinin görüldüğü yerde sinüs varlığı

Belirtiler pilonidal sinüsün ilerlemesine bağlı olarak değişebilir.

Kıl Dönmesinin Risk Faktörleri

Hareketsiz yaşam tarzı, sert kıl köklerine sahip olmak, kıllı vücut yapısı, obezite, ailesinde kıl dönmesi rahatsızlığı olma ve daha önce kıl dönmesi rahatsızlığını geçirmek risk faktörleri arasındadır. Bu faktörlere sahip kişilerin kıl dönmesi rahatsızlığını geçirme ihtimali çok daha yüksektir. Bazı kişiler sakral gamze ile doğarlar. Sakral gamze kıl dönme ihtimalini yükselten bir durumdur. Risk faktörlerine sahip olan kişiler egzersiz ve dengeli beslenmeye özen göstermek zorundadırlar. Oturduğunuz yerden çalışmak zorundaysanız en geç bir saatte bir kalkıp dolaşmalısınız.

Kıl Dönmesine Uygulanan Tedaviler

Kıl dönmesinin en önemli tedavisi cerrahi yöntemdir. Özellikle enfeksiyonun ilerlediği dönemlerde alternatif tedaviler cerrahi müdahaleye ek olarak uygulanmalıdır. İlk olarak toplanan apseyi drenaj yöntemi ile boşaltmak gerekir. Apse drene edilmeden cerrahi işlem uygulanması sakıncalıdır. Apse boşaltıldıktan sonra cilt üzerindeki deri çıkarılır ve bölgenin iyileşmesi beklenir. Vakaların birçoğu bu yöntemle ikinci bir cerrahi müdahaleye gerek duymadan giderilir. Hastalığın tekrar nüksetme ihtimali olabilir.  Uygulanan cerrahi müdahaleler hastanın durumuna göre değişebilir. Kistektomi, primer kapama, flep yöntemleri, kistotomi ameliyatı, endoskopik plonidal sinüs ameliyatı olmak üzere farklı çeşitleri vardır.

kaynak: https://drmustafauygarkalayci.com

Kalın Bağırsak Kanseri

Kalın bağırsak kanseri

Kalın bağırsak sindirim sisteminizin anüse sonlanan kısmıdır. Kalın bağırsak kanseri poliplerin düzensiz yayılması ile oluşuyor. Ülkemizde ve tüm dünyada kalın bağırsak kanseri ile mücadele ediyor. Yaygın bir kanser türü olan ve tüm insanın hayatını tehdit eden bu hastalık, teknolojinin gelişmesi ile kolay bir şekilde tanı konulabiliyor. Kalın bağırsak kanserinin tanıştık olurken kolonoskopi ve biyopsiden fayda sağlanıyor. Tedavi şekline karar verebilmek için hastalığın boyutunun belirlenmesi gerekiyor. Daha ileri tetkikler için tomografi, ultrason, mr çekilebilir. Kalın bağırsak kanseri kesin sebebi bilinmemekle beraber, risk faktörü grubunda olan kişilerle yaygın olarak görülüyor.

Kalın Bağırsak Kanseri Belirtileri Nelerdir

Kalın bağırsak kanseri belli başlı belirtiler sonrasında ortaya çıkıyor.

  • Yaygın olarak dışkıda kan görülmesi bu kanserin belirtisidir.
  •  Şiddetli karın ağrısı ve sancı
  • Dışkılama esnasında ağrı ve baskı
  • Sürekli dışkılama hissi
  • Sürekli olarak kabızlık veya ishal
  • Aşırı kilo kaybı
  • Dışkıda mukus

Kalın bağırsak kanseri belirtileri nelerdir kaç tanesi bulunursa, uzman bir kuruluşa başvurmanız gerekiyor. Kalın bağırsak kanseri tedavi edilebilir bir kanser türüdür. Önemli olan erken tanıda hastalığın fark edilmesidir. Erken fark edilen kanser türleri büyümeden önleniyor. Ülkemizde ve tüm dünyada, teknolojinin ve tıbbın gelişmesi ile birlikte, kanser türleri için birçok iyi tedavi yöntemi geliştiriliyor. Uygun tedavi yöntemi ile kanser türleri yok edilebiliyor.

Kalın Bağırsak Kanseri Tedavi Yöntemleri

Kalın bağırsak kanseri, genetik olarak birçok insan da görülebiliyor. 50 yaş üzeri tüm insanlarda sıklıkla görülme riski yüksektir. Aşırı kilo ve obezite kalın bağırsak kanserini tetikliyor. Kalın bağırsak kanseri uzman doktorlar tarafından fark edildiğinde, hemen tedavi altına alınabilen bir hastalık türüdür. Kalın bağırsak kanseri belirlendikten sonra, büyüklüğüne ve küçüklüğüne göre tedavi yöntemleri tercih edilir. Cerrahi girişim ile kalın bağırsak kanseri tedavi edilebilir. Cerrahi girişimin yanısıra radyolojik terapi sayesinde, kanser hücrelerinin büyümesini önlenir. Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile birlikte, birçok yeni sistem sayesinde kalın bağırsak kanseri tedavi edilebilir. Tüm kanser türlerinde olduğu gibi, kalın bağırsak kanserinde erken tanı oldukça önemlidir.

kaynak: https://drmustafauygarkalayci.com

Hemoroid Nedir?

Hemoroid

Kalın bağırsağın son kısmında bulunan damarların şişmesine hemoroid denir. Halk arasında basur ya da mayasıl olarak bilinir. Genel olarak hastaların yaşam kalitesini düşüren bir rahatsızlıktır. Halk arasında yaygındır. Bazı durumlarda farklı hastalıkların habercisi olabilir. İç hemeroid ve dış hemeroid olmak üzere ikiye ayrılır. İçerde bulunan hemeroid genellikle ağrısızdır ve şişme görülmez. Dış hemeroid kanama ve şişlik ile kendini gösterir.  Hasta çok fazla sancı çekebilir ve genellikle cerrahi müdahale gerektirir. Gebelik, beslenme düzensizliği, aşırı kilo alımı, alkol tüketimi ve hareketsiz yaşam hemeroidin başlıca nedenleridir.

Hemoroid Belirtileri Nelerdir?

Hemeroid belirtileri genel olarak her hasta da aynıdır. Belirtileri sıralayacak olursak;

  1. Dışkı yaparken ağrı ve kanama
  2. Anüs bölgesinde ele gelen ve hissedilen şişlik
  3. Rektal bölgede açık kırmızı renkli kanama
  4. Kaşıntı
  5. Dışkı düzeninde bozulma

Sıralamış olduğunuz belirtiler her hasta görülen ve sık rastlanan belirtilerdir. Erken dönemde tespit edilen rahatsızlık krem ve pomad tedavisi ile kısa sürede giderilir. Belirtiler ilerledikten sonra cerrahi müdahale gerektirir. Bu nedenle saydığımız belirtilerden herhangi birini yaşarsanız genel cerrahi uzmanına gitmenizi tavsiye ederiz.

Hemoroid Tedavisi Nasıl Yapılır?

Tedaviye başlamadan önce hastaların bağırsak ve dışkılama alışkanlıklarını düzenlemeleri önerilir. Sürekli yaşanan kabız ve ishal sorunları hemeroidi tetikler. Tedavi süresinin uzamasına neden olur. Bu nedenle bağırsak düzenliliği önemlidir. İlk evredeki hemeroid için etkisi kuvvetli olan kremlerle tedaviye başlanır. İlerlemiş hemeroidin kesin tedavisi cerrahi yöntemdir. Genellikle üçüncü evredeki basur için skleroterapi uygulanır. Skleroterapi yönteminde enjeksiyon yöntemi ile basur içerisine madde verilir.  Anestezi gerektirmeden uygulanır. Kısa sürede tamamlanır ve hasta evine gönderilir.

Hemoroid Tedavisinden Sonra Dikkat Edilmesi Gerekenler

Hemeroid cerrahi müdahale uygulansa da dikkat edilmediği sürece tekrarlayabilen bir rahatsızlıktır. Hasta tedavi sorasında yaşan şeklini ve beslenme şeklini düzenlemelidir. Spor yapmak ve fiziksel aktivitede bulunmak tedavinin devamlılığı için önemlidir. Kabız yapan yiyeceklerin diyetten çıkarılması önerilir.  İlk zamanlarda küvet sıcak su ile doldurularak oturma banyoları yapılabilir. Özellikle ağrı geldiği dönemlerde oturma banyoları hastaların rahatlamasını sağlar.

kaynak: https://drmustafauygarkalayci.com

Kolon Kanseri

Kolon Kanseri

Kolon kanseri, kalın bağırsaktaki tümörün büyümesiyle meydana gelen kanser çeşitlerinden bir tanesidir. Yapılan araştırmalar sonucunda günümüzde her 20 insandan 1 inde kolon kanseri teşhisi konmuştur. Kanserin başlangıcı kolonda yer edinen hücreler ile başlamaktadır. Erken teşhis konulmaması halinde kanser yakındaki organlara yayılım sağlayabilmektedir. Kolon kanseri tedavisinde kişinin kurtulmasını elde eden en önemli faktör erken teşhistir. Gelişmekte olan ülkelerde gelişmeye devam eden ülkelere gore 4 kat daha az görülmekte olan bir hastalıktır. Genetik faktörlerde bu kanser çeşidinde bir hayli önemlidir. Ailesinde daha önceden bu kanseri geçirmiş olan kişilerin hastalığa yakalanma riski de bir hayli fazladır. Yaş aralığı tam net bir halde belli olmasada genel itibariyle 50 yaş ve üzerinde daha çok görülmektedir. Yaş ilerledikçe kansere yakalanma riski de bir o kadarda artmaktadır.

Kolon Kanseri

Beslenme bu kanseri tetikleyen önemli sebeplerden biri olmuştur. Özellikle fast food tüketiminin yaygın olması bunun nedenlerinden bir tanesidir. Sigara ve alkol tüketimi de fast food yiyecekleri benzer biçimde hastalığı tetiklemektedir.Bunların yanında meyve , sebze ve tavuk benzer biçimde proteinli gıdalar bu riski birazda olsa azaltmaktadır. Belirtileri ishal, kabızlık, karında şişlik ve ağrılar içinde yer almaktadır. Bağırsakların yeterince boşalamaması hissi, dışkılama güçlüğü de kolon kanserinin emareleri arasında bulunmaktadır.

Kolon kanserinin tedavisinde ise teşhis erken sürede konulduğu sürece ameliyat gerektirmemektedir. Kanserin tedavisi günümüz şartlarında mümkün olmasa da beslenmemize dikkat ederek sigara ve alkol tüketimini düşürürerek bu riski en alt seviyeye indirebiliriz. Beslenmenin yanı sıra meydana getirilen egzersizlerinde her kanser riskini azalttığı gibi kolon kanseri riskini de azaltmaktadır. Haftada 4-5 gün hekim tavsiyesiyle yapılan egzersizler bu kanserin riskini azaltmada yardımcı olacak etmenlerden bir tanesidir. Koruyucu cerrahi müdahale ile de kanser riski yüksek olan kişilerin tedavi sürecinde görülen yöntemlerden biridir. Bu tedavi de kolon ve rektum gibi organlar alınmaktadır. Ancak bu türlü uygulama yalnız kolon riski yüksek hastaların tedavisinde uygulanmaktadır.

Kaynak: drmustafauygarkalayci.com

Kolon kanseri

ABD’de Üçüncü Lider Kanser Türü


Kolorektal kanser olarak da adlandırılan kolon kanseri, kalın bağırsaktaki kolon veya rektumu etkileyen kanserdir. Bu iki kanser türü sıklıkla gruplanır, çünkü semptomlar ve tedavi de dahil olmak üzere birçok ortak özelliğe sahiptirler. Kolorektal kanser, hem erkeklerde hem de kadınlarda teşhis edilen üçüncü lider kanser türüdür. Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl 97.000 kadar kolon kanseri ve 43.000 rektal kanser vakası teşhis edilmektedir. Kolon kanseri tüm ırksal ve etnik gruplarda görülür ve en sık 50 yaş üstü kişilerde teşhis edilir. Bununla birlikte, 50 yaşından küçüklerde kolorektal kanser oranları artmaktadır.

Bağırsakta Poliplerle Başlar


Kolon ve rektal kanserler genellikle bir polip, kolonun veya rektumun kaplamasındaki anormal bir hücre kümesinin oluşumu ile başlar ve çıkarılmazsa kanserli hale gelebilir. Herkes kolorektal polip geliştirebilir, ancak 50 yaş ve üstü, aşırı kilolu, sigara içen veya kişisel veya aile geçmişinde kolon polipleri veya kolon kanseri olan kişiler en yüksek risk altındadır. Diyet, kolorektal kanser gelişme riskinde önemli bir rol oynar. Standart Amerikan diyeti genellikle yağda yüksek ve lif bakımından düşüktür, bu da genellikle kolonda yaşayan mikropları olumsuz yönde etkileyebilir. Bağırsak biyomunun kolorektal ve diğer kanser türleri ve kronik sağlık durumları üzerindeki önemini daha iyi anlamak için çok fazla araştırma devam etmektedir.

Kolon Kanseri

Erken Bulunursa Önlenebilir ve İyileştirilebilir


Polipler ve kolorektal kanserin erken evreleri fark edilebilir semptomlara neden olmadığından, 50 ila 75 yaş arasındaki kişiler için düzenli tarama önerilir. Bazı bireyler kolorektal polipler veya kolon kanseri ile yakın bir akrabaları varsa, Crohn hastalığı veya ülseratif kolit gibi enflamatuar bir bağırsak hastalığı varsa veya spesifik genetik sendromları varsa 50 yaşından önce taramaya başlamalıdır.

Kolorektal kanser taraması için birkaç seçenek vardır, ancak kolonoskopi altın standarttır ve her zaman kanser veya poliplerin var olduğuna dair güçlü bir şüphe olduğunda yapılır. Kolonoskopi sırasında rektuma bir endoskop (ucunda kamera bulunan esnek bir tüp) yerleştirilir ve kolonun uzunluğu boyunca hareket ettirilir. Kolonoskopi sırasında polip veya şüpheli doku görülürse, doktor küçük bir doku parçası toplayacak ve test için gönderecektir. Buna biyopsi denir ve kanser, enfeksiyon veya genel iltihabı teşhis etmek için kullanılır.

Kolonoskopi yapmak istemeyen bazı hastalar için daha az invaziv seçenekler mevcuttur. Dışkı DNA testi, ortalama risk profili olan ve kişisel polip veya kolorektal kanser öyküsü olmayanlar için bir seçenektir. Bu noninvaziv test için, hastalar test için bir laboratuvara gönderilen bir dışkı örneği toplamak için evde bir kit kullanırlar. Laboratuvar, DNA’da kanser belirtileri veya kanser öncesi büyüme olabilecek spesifik değişiklikler arar. Kolorektal kanser taraması için bir başka minimal invaziv seçenek, CT taramasının kolonun bir görüntüsünü oluşturduğu CT kolonografisi veya sanal kolonoskopidir. Dışkı DNA testi veya sanal kolonoskopi değişiklikleri tespit ederse, hastaya tam kolonoskopi ve biyopsi yapılır.

Tedavi Kanser Evresine Bağlıdır


Testler kolorektal kanserin mevcut olduğunu gösterirse, doktor kanserin derecesini (aşamasını) belirleyecektir. Aşamalar, kanserli dokunun rektum veya kolonun astarı içinde kaldığı ve kalın bağırsağın dışına yayılmadığı Aşama 1’den kanserin sindirim sistemi dışındaki vücuttaki bölgelere yayıldığı Aşama 4’e kadar değişir. karaciğer gibi diğer organlar gibi. Doktorlar kolorektal kanser aşamasına göre tedavi önerecektir. Cerrahi, radyasyon ve kemoterapi üç temel tedavi seçeneğidir.

Kolorektal kanser tarama seçenekleri veya kanser tedavisi hakkında sorularınız varsa, eczacınıza veya başka bir güvenilir sağlık uzmanına danışın.

Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinus)

Özet: Bazı vakalarda klinik olarak asemptomatik olmasına rağmen, kıl dönmesi hastalığı, hastanın yaşam kalitesinin ciddi şekilde bozulmasına yol açan, çoklu sinüs yolları ile karakterize karmaşık bir hastalık olarak da ortaya çıkabilir. Her ne kadar bir süredir pilonidal sinüsün klinik çalışmaları yapılmış olsa da, tedavi için altın standart tanımlanmamıştır. İdeal tedavi daha kısa hastanede kalmayı gerektirir, daha az yara bakımı gerektirir, hızlı iyileşme ile sonuçlanır, yaşam kalitesini korur ve düşük nüks oranlarına sahiptir. Bu derlemede, kıl dönmesi hastalığının tedavisindeki zorlukları ve olası çözümleri tartışmayı amaçladık.

Kıl Dönmesi

Anahtar Sözcükler: kıl dönmesi, pilonidal sinüs hastalığı, cerrahi, tedavi, komplikasyonlar, nüks

Sakrokoksik pilonidal sinüs hastalığı nedir ve buna neden olan nedir?

Sakrokoksik kıl dönmesi hastalığı (PSD) öyküsü 19. yüzyılın başlarında başladı. Hastalık ilk olarak 1833’te Herbert Mayo tarafından bildirildi ve ilk olarak 1880.1’de Richard Manning Hodges tarafından “pilonidal sinüs” olarak tanımlandı. Özellikle genç erişkinlerde yaygındır. Hastalık seks hormonları ile ilişkili olabilir çünkü en sık ergenlik ile 40 yaş arasında görülür; ayrıca erkeklerde kadınlardan daha sık gözlendiğinden daha kıllı bir doğayla ilişkilendirilebilir.

35 yıldan fazla bir süredir devam eden binlerce PSD vakasını tedavi etmiş olan Karydakis, çeşitli faktörlerin hastaları saç eklemeye predize ettiğini belirtti, bunun nedeni PSD.4 H-faktörü (saç), F faktörü (derinlik ve darlık gibi kuvvetler) doğumda yarıkta ve V faktörü (kırılganlık) birlikte hareket eder ve ilk kıllara neden olur; bunu diğer kılların kolayca takılması ve PSD’nin gelişmesi izler. Bu teoremden farklı olarak Bascom, pilonidal sinüsün primer patolojisinin folikülden kaynaklandığını ve normal folikülün zaman içinde gerilmiş bir folikül ve epitel tüpü haline geldiğini belirtti; Kronik apse boşluğu ve saç eklenmesi bu değişikliklere bağlı olarak gelişir.5,6 Bu hipotez ile uyumlu olarak, PSD vakalarının sadece% 65’inde histopatolojik incelemelerde kılların tespit edildiği gösterilmiştir.

PSD, çeşitli sunumları olan heterojen bir hastalık grubudur. Her ne kadar asemptomatik bir seyirden sonra tesadüfen saptanabilse de, farklı gluteal bölgelerde fistülizasyon gelişen, karmaşık bir kronik form olarak ortaya çıkabilir.8 Ayrıca, akut apse oluşumu sıkça karşılaşılan bir sunumdur.

Sakrokoksigeal PSD tedavisi

Tesadüfen saptanan PSD’ye yönelik cerrahi tedavinin sonuçları, kronik fistülize PSD için elde edilen sonuçlardan üstün değildir.7 Bu nedenle, asemptomatik hastalarda tek başına gözlem yapılması uygundur. Ayrıca, önceden semptomsuz olan hastalarda semptomların görülme sıklığı bilinmemektedir. Gluteal bölgenin epilasyonu, kılların temizlenmesi ve sık banyo gibi öneriler, gözlem süresi boyunca hastalığın ilerlemesini riskini azaltmak için uygulanabilir.

Birincil veya tekrarlayan olsun, PSD akut bir apse olarak ortaya çıkabilir. Vücudun herhangi bir yerindeki apselere benzer şekilde, basit apse drenajı yapılabilir. Ek olarak, kürtaj ve debridman daha iyi iyileşme ve düşük nüks oranları sağlar.10,11 Alternatif olarak, abse iğne aspirasyonu antibiyotik tedavisi ile birlikte yapılabilir. Acil bir durumun elektif cerrahi ile geciktirilebileceği ve tedavi edilebileceği gösterilmiştir (12). Fonksiyonel iş kaybı ve yavaş iyileşme gibi apse drenajının yol açtığı sorunlar bu yaklaşımla bu hastaların% 95’inde önlenebilir.

Her ne kadar bir süredir kronik kıl dönmesinin klinik çalışmaları yapılmış olsa da, altın standart tedavi tanımlanmamıştır. Araştırmaların çoğu cerrahi tedaviyi analiz etse de, cerrahi olmayan yöntemlerin etkinliği son zamanlarda araştırılmıştır. İdeal bir tedavi yönteminin yokluğu yetersiz sonuçlarla sonuçlanır. İdeal tedavi daha kısa hastanede kalmayı gerektirir, daha az yara bakımı gerektirir, hızlı iyileşme ile sonuçlanır, yaşam kalitesini korur ve düşük nüks oranlarına sahiptir. Bununla birlikte, mevcut hiçbir tedavi bu faktörlerin hepsini garanti etmemektedir. Ayrıca, kronik hastalığın heterojen doğası, tek bir tedavi yaklaşımının tüm hastalara uygulanabilirliğini sınırlar.13-16

Birincil PSD en sık tek folikül hastalığı olarak başlar ve diğer saç foliküllerinin dahil edilmesi ile ilerler. Daha sonra, hastalık gluteal bölgeye tek taraflı veya iki taraflı fistülize olabilir. Cerrahi eksizyon sonrası defekt büyüklüğü ve bu defektin kapatılmasında kullanılan yöntem klinik sonuçlarla doğrudan ilişkili olduğundan, tedavi yaklaşımı hastalığın gelişim evresine göre değişmektedir.17,18 için tanımlanmış bir evreleme sistemi yoktur. PSD. Her ne kadar farklı yazarlar sınıflandırma sistemleri geliştirmiş olsalar da, bu sınıflandırma

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın